Satranç

Satranç, pek çok olumlu niteliği bünyesinde barındıran ve entelektüel mücadelenin en yüksek şekilde cereyan ettiği bir alandır. Satrancı en temel biçimde “doğru düşünme yöntemi” olarak ele alabiliriz. Bunun dışında, satrancı bir yaşam felsefesi olarak da niteleyebiliriz. Satranç; bilimin, sanatın, sporun tüm unsurlarını barındıran sihirli bir dünyadır. Bu dünyanın nitelikleri kullanılarak; doğru, hızlı ve esnek düşünebilen, dakik hareket eden, tek bir nokta üzerine yoğunlaşabilen, ezberlemeyen ve analiz ederek öğrenen, sistemli ve disiplinli çalışmaya değer veren, kaybetmeyi de yaşamın bir parçası olarak gören, dost canlısı ve sosyal, katı kuralcı olmayan ama mevcut kurallara saygı gösteren kuşaklar yetiştirebiliriz. Unutmamamız gereken önemli bir nokta, satranca damgasını vurmuş büyük isimlerin satranç dışında da mesleklerinin olduğu ve bu alanlarda da çok başarılı olduklarıdır. 20. yüzyılın en büyük matematikçilerinden birisi olan ve 27 yıl dünya satranç şampiyonluğu unvanını taşıyan Dr. Emanuel Lasker, yapay zekanın ve bilgisayar satrancının yaratıcılarından ve eski dünya satranç şampiyonlarından Mihail Botvinnik bu konuda en belirgin iki örnektir.

Yukarıda saydığımız niteliklere sahip öğrenciler yetiştirebilmek için, Kültür İlkokulumuzun müfredat programı içerisinde haftada bir saat zorunlu satranç dersi yer almaktadır. Bunun yanı sıra kulüp çalışmaları ve turnuvalara katılmak için okul satranç takımı çalışmaları da yapılmaktadır.

Satrancın değerini ve önemini anlatan dünya şampiyonlarının sözleriyle yazımıza son verelim:

"Satranç analiz sanatıdır."

Botvinnik

Satranç hayattır.

Bobby Fischer

Satranç her şeyden önce bir mücadeledir.

Emanuel LASKER